17 Mayıs 2022

BU ŞEHİRDEN; BİR, DR. CAHİT GÜRSES GEÇTİ.

26 Mart 1989 tarihinde yapılan seçimde Sosyal Demokrat Halkçı Parti’den  (SHP) Kırşehir Belediye Başkanı olan Mehmet Ali Yapıcı, görevi başında henüz 7 ayını doldurmadan Keskin’e bağlı Hasandede yakınlarında 3 Ekim 1989’da geçirdiği trafik kazası sonucu ağır yaralanmış. Hacettepe Hastanesi’nde Prof. Dr. Gazi Yaşargil’in de içinde bulunduğu bir ekibin yaptığı tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak ve 1 Kasım 1989 günü vefat ettiğinde boşalan Kırşehir Belediye Başkanlığı için 18 Şubat 1990’da ikinci bir seçim yapılması kararı alınmıştı.

71 İL’DE TEK SEÇİM

Dönemin ANAP iktidarı; Türkiye çapında iktidarda kalmak için kamuoyu desteğini kaybettiğinin ilk sinyalini 26 Mart 1989 yerel seçimleriyle vermişti.

Ülke çapında büyük yenilgi alarak hemen hemen bütün il merkezlerini muhalefet partilerine kaptırmış, tamda bu sırada yaklaşık bu yerel seçimlerden bir yıl sonra yenilenen “18 Şubat 1990 Kırşehir Seçimi” ülke çapında iktidar partisi için adeta “referandum”a dönüşmüştü. .

İktidarda ANAP, Cumhurbaşkanlığında Turgut Özal, Başbakanlıkta ANAP Genel Başkanı Yıldırım Akbulut vardır.

. Kırşehir milletvekillerinin üçü de ANAP‘lıdır   (Şevki Göğüsger, Gökhan Maraş, Kâzım Çağlayan)

Seçime katılan partilerden SHP (Sosyal demokrat Halkçı Parti)’nin başında Erdal İnönü, DYP (Doğru Yol Partisi)’nin başında Süleyman Demirel, DSP (Demokratik Sol Parti)’nin başında Bülent Ecevit, RP (Refah Partisi)’nin başında Necmettin Erbakan, MÇP (Milliyetçi Çalışma Partisi)’nin başında Alparslan Türkeş bulunmaktadır.

Tüm Türkiye’nin gözü;71 vilayet arasında tek bir yerel seçimine 18 Şubat 1990 günü yapılacak bu seçime odaklanıyor, Kırşehir ülke gündeminin ilk sırasına oturuyordu.

Tüm ulusal gazetelerde Kırşehir bu vesileyle anlatılıyor, özelliklede “Demokrat Parti ve Adnan Menderes tarafından kendilerine oy verilmediğinden dolayı siyasal tercihlerinden dolayı il iken ilçe yapılarak cezalandırılmasının öyküleri” işlenerek “Demokrasi Gazisi Şehir” yönüyle siyasi tarihiyle de mercek altına alınıyordu.

ANAP iktidarı devletin tüm imkânlarını kullanarak Kırşehir Belediye Başkanlığı’nı kazanmak istiyor, devletin bütün imkânlarını seferber ederek Kırşehir’de karargâh kuruyor, Kırşehir’e her gün bir bakan geliyor, neredeyse Bakanlar Kurulu’nun “seçim ikametgâhıKırşehir oluyordu.

.Hatırladım da bu Kırşehir Şeker Fabrikası” bize; Kırşehir’in dönemin hükümetine şaşı baktığımız, muhalefet ettiğimiz 1990’larda, tepsi de “seçim rüşveti”    sunulmuştu.

ANAP; o zamanki 450 vekilli parlamentoda 292 milletvekili ve bütün bakanları, hükümet iradesi ile Kırşehir’e görülmemiş bir siyasi yığınak yaparak iktidar olmanın tüm avantajları ile seçime yüklenmesine rağmen, Kırşehir’de tarihi bir yenilgi yaşıyor, Dr. Cahit Gürses SHP adayı olarak Belediye Başkanlığını kazanıyordu.

O dönemin istisnasız tüm ulusal gazetelerinde bu “Kırşehir Seçimi” iktidarın tüm gücüyle yüklenmesine rağmen yenilgiye uğradığının manşetleriyle dolmuştu.

İşte o seçimde Türk sinemasının ünlü ve sevilen bir değerli sanatçısı aynı zamanda 1989 yerel seçimleriyle İstanbul Şişli ‘den Belediye Başkanı seçilen Fatma Girik ’de, Kırşehirlilerin karşısına “sinema Sahnesi’nde değil, “siyaset Sahnesi’nde çıkagelmişti.

Dönemin Ankara Belediye Başkanı Murat Karayalçın, İstanbul Belediye Başkanı Nurettin Sözen, İzmir Belediye Başkanı Yüksel Çakmur, İzmit Belediye Başkan Sefa Sirmen’inde aktif destek verdiği, cadde ve sokaklarının yıldızlar geçişine dönüştüğü Kırşehir’e Fatma Girik seçimden günler önce gelmiş, ev ev dolaşarak kadın seçmenler üzerinde büyük etki yaratmıştı.

Dr. Cahit Gürses; işte Türkiye’yi ayağa kaldıran bir seçimle duyurdu adını tüm ülkeye… Ve de Belediye Başkanı seçilerek siyasete ilk adımı atmıştı.

Cahit Gürses’in 71 ildeki o meşhur tek seçimin baş aktörü Dr. Cahit Gürses’ti ve o günleri bir eski duayen gazeteci Dursun Yastıman şöyle anlatacaktı:

  “1990 Kırşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinin (ki bu seçim Türkiye’yi yerinden oynatmıştı. Seçimi kaybeden iktidar partisi ANAP aldığı yenilgiyi gururuna yediremeyerek bir yıl önce seçime gitmek zorunda kalmış ve sonunda iktidarı kaybetmişti) Kırşehir’in 18 Şubat 1990’da ANAP iktidarına karşı oy vermemekte direnmesi siyasî tarihimize 1950’li yıllarda Demokrat Parti’ye direnmesinden sonra ikinci direniş hareketi olarak geçmiştir. Ve direndiği partilerin sonları iyi olmamıştır.”

18 Şubat 1990 Seçim Sonuçları
CAHİT GÜRSES’LE; KIRŞEHİR’E “İLK”LER…

 Ailenin şehirde bilinen lakabıyla “Aklı yukaların” Cahit’i şehrin eski yerleşik halkından olması nedeniyle özellikle ve altını çizerek ve bu duruma vurgu yaparak girdiği birçok seçimde “ocak umudu” nitelemesiyle de dikkati çekti.

Vaktiyle çocukluk gençlik yıllarında Çarşı Camii’nin karşısında ağabeyi Mümtaz Gürses’in İpragaz Bayii’nde ve yanındaki sarraf dükkânında çalışmış. Kale Ortaokulu’nun ardından Kırşehir Lisesi’ni bitirmiş, başlangıçta girdiği Ortadoğu Teknik Üniversitesi’nde Endüstri Mühendisliği bölümüne bir yılı hazırlık olmak üzere iki yıl devam etmesinin ardından,   yeniden üniversite sınavlarına girerek, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirmiş ardında Adana Çukurova Üniversitesi’nde “ihtisas”ını tamamladıktan sonra, Isparta Askeri Hastanesi’nde KBB uzmanı olarak askerliğini yapmış,dönüşünde de Kırşehir’de Ankara Caddesi’ndeki Mermerler Apartmanı’nın 1. katında muayenehanesini açarak KBB uzmanı olarak hemşerilerine hizmet vermeyi sürdürdüğü ve şehir halkı eşrafı tarafından sonradan “Dr. Cahit” diye anılmaya başladığı bir dönemde ve 38 yaşında Belediye Başkanı seçilmişti..

İLK KEZ; “BELEDİYE HALK POLİKLİNİĞİ”Nİ AÇTI.

Kentin sağlık sorunlarına özellikle de çocuk sağlığına önem vererek bugünkü belediye binasının altına Kırşehir Belediyecilik tarihinde ilk olarak “Belediye Halk Polikliniği Merkezi’ni kurması ciddi ilgi odağı oldu. Burada uzun yıllar diş tabibi Cengiz Çelikten çocuk hastalıkları uzmanı Şefik Şahin, ismini hatırlayamadığım kadın doğum uzmanı ve sağlık çalışanları uzun dönem hizmet verdi. Kendisine başvuran her hastayı bizzat polikliniğe gelerek tedavisine katkı sundu.

KENTİ İLK KEZ; “KENT MOBİLYALARI”YLA VE “MODERN PARK KÜLTÜRÜ”YLE TANIŞTIRDI.

Kentin dünden bugüne uzanan tarihsel izlerinin, genetik kodlarının gerek cadde sokak vs isimleri ve kentsel mobilyalar ile bütünlük içinde, gelecek kuşaklara kalıcı aktarımlarla korunarak geliştirilmesi, kent kültürünün içselleştirilmesi mutlaka ve en önemlisi bir ehliyet ve liyakat içinde üzerinde önceden ciddi şekilde çalışılmış projelendirmelerle yapılması hala elzem görünmektedir. Bunun bu şehirde ilk güzel örnekleri Dr Cahit Gürses’le başladı.

Bu arada özellikle belirtmeliyim ki   Dr Cahit Gürses döneminde çok isabetli adımlarla “Kaya Şeyhi”nden “Ahmedi Gülsehri”ne, doğru noktalarda yapılan “türbe mezar” düzenlemeleri, ve “Uğur Mumcu Basın Anıtı”,Toklumen’e uzanan “Aşık Sait Anıtı” gibi  bir çok “kentsel mobilyalar”a yönelme de Kırşehir Belediyecilik tarihinde ilk parıltılı, işlere imza atarak korunması ve  takibi gerektiren  taktire şayan bu alanda iyi bir pencere açtı..

Hacı Bektaş Vilayetnamesi’nde, Hacı Bektaş’ın Kırşehir’deki Kaya Şeyhi ile adı geçen noktada sık sık buluştuklarına değinilen Kayabaşı Mahallesinden ve “Kılıçözü Çayı”na yakın bir noktada yer alan ve halk arasında öteden beri ‘Kaya Şeyhi Türbesi” diye nitelenen harabeye dönüşmüş önemli tarih izi taşıyan bu yere; ilk defa 1993 de yine Dr.Cahit Gürses tarafından dikkat çekilerek isabetle “türbe mezar” yapılarak yakın çevresi koruma altına alınmıştır.

…Ve yine 13.-14. Yüzyıl arasında Kırşehir’de yaşayan Türk Tasavvuf Şairi Ahmed Gülşehri’nin mezarının ortaya çıkartılıp türbesini yaptırdı ve etrafını parklaştırdı.

Gürses; iktidar partisi ANAP’tan Kültür Bakanı bulunan Kırşehirli Gökhan Maraş’a Aşıkpaşa’nın ve Ahi Evran’ın ayrı ayrı anıtlarının yapılması için hazırladığı projeleri vermiş, Bakan Gökhan Maraş ta bunları yaparak Kırşehir Belediyesi’ne teslim etmiştir ki, her iki değerli anıtta sadece ülkemizde değil dünya çapında her iki mutasavvıf Türk dervişleriyle özdeşleşmiş temsili objeler haline gelmiştir.

Atatürk‘ün milli mücadeleye hazırlandığı ve Anadolu ya çıktığı dönemde Heyeti Temsiliye üyeleriyle birlikte şehre girdiği ve karşılandığı 24 Aralık 1919 yılı anısına, “Kılıçlı Köprüsü” ne diktiği ”İlk Adım Anıtı” ile burada  “ilk görsel işaretleme” yapılmış, Kayseri yoluna kadar olan bölüme yeşil bir bant oluşturulmuştur. Ne acı ki büğün tarihi Kılıçlı Köprüsü yeni bir beton köprüyle kapatılmış ve görünmez halde içler acısı vaziyettedir..

Şimdiki Askerlik Şubesi altında kamulaştırdığı bir yere Muharrem Ertaş Ozan Anıtı’nı diktiğinde kamulaştırmadan dolayı mağdur edildiğini düşünen  bir hemşerimizin Dr. Cahit Gürses hakkında  “bizim elimizden evimizi aldı yerine abdalı oturttu” dediği hala anlatılır..

Büyük Ozanımız Neşet Ertaş bu anıtın açılışına yurt dışından gelerek bizzat katılmış; bu anıt içinse “Kırşehir iline saygı duyarım” diyerek şu türküyü havalandırmıştı.

 Vatanım memleketim bu mutlu günde
Büyüğüne küçüğüne saygı duyarım
Ayrım yapmayana kendi gönlümde
İnsanlık adına sevgi duyarım, 

 

Cehaletin kökü söktüğü için
Yerine insanlık ektiği için
Ozan anıtını diktiği için
Kırşehir iline övgü duyarım,

 

Süren olur cehaletin atını
Kim çevirir cahilin kuvvetini
Belki birgün babamın anıtını
Sarsan olur diye kaygı duyarım

 

Ozanlar babası Muharrem Ertaş
Nice ozanlara olmuştur nakkaş
İnsan olanların hepisi kardeş
Bir garibim böyle duygu duyarım,   

Yine Ülkemizin yetiştirdiği En büyük “Araştırmacı- Gazeteci” olarak eserleri ve öngörülüleriyle istisna bir yer tutan Kırşehir doğumlu Uğur Mumcu adına; açtığı yol ve yaptığı kavşak düzenlemesinin orta yerine “Uğur Mumcu Basın Anıtı” yaparak bu Atatürkçü büyük değerimizin, gelecek kuşaklarca anılmasına ciddi bir katkı sunmuştur.

Son konuşmamızda bu konuda şöyle diyordu..”İsteğim Kırşehir Kültürünü ortaya çıkarmaktı. Diğer Anıtları da Kırşehir Kültürünü ortaya çıkarmak için yaptırdım. İyi ki yaptırmışım. Hızımı alamadım Toklumen’e Âşık Sait’in Anıtını diktirdim. Bu anıtlar sayesinde kutlamalar yapılıyor…”

 KENTE İLK “GASİLHANE”

Şehirde hiçbir abartısız tüm cenazelerin 1990’lara kadar evlerde, apartmanlarda merdiven altlarında yıkandığı bir durumda iken bugün hala kullanılan ilk “Gasilhane”yi yaparak belediyede “Mezarlıklar Müdürlüğü” nü ihsas ettirdi. Mezarlıkların bakımına ve ağaçlandırmasına özel önem verdi.

 “AKLI YUKA’NIN CAHİT”DEN “DELİ CAHİT”E…

Şehirden “Dinekbağı”nın bağlık bahçelik alanları içinden yarıp geçerek  “Kesikköprü- Ortaköy Yolu”na bağlanan yolun açılacağı duyulduğunda başlangıçta vatandaşlar adeta ayaklanmış ama yol açılması bittiğinde de “bunu yapsa yapsa ‘Deli Cahit’ yapardı” denmişti.

Bugünkü “Aşıkpaşa Öğretmenler Parkı”nın yerinde Toprak Mahsulleri Ofisinin dev siloları vardı. Vaktiyle şehir kenarı gibi görünen bu geniş alan TMO silolarıyla ve idari bölümleriyle doluydu. Kafaya koymuş şehrin ortasında kalan siloları kaldıracak park yapacaktı.

Belediye Başkanı olarak iktidar partili olmadığı gibi her üç milletvekilide iktidar partisine mensuplardı. Bügün yine aramızda olmayan dönemin ANAP Milletvekili Kazım Çağlayan’la kıyasıya ve zaman zaman gergin birazda kırıcı seçim atmosferi de yaşamışlardı. Buna rağmen Dr. Cahit, Kazım Çağlayan’ın yakasından inmiyor, Belediyeye ziyarete geldiğini duysa makamdan çıkarak belediye önünde karşılıyor. “bu şehir seninde benimde şehrim” diyerek ilgili bakanlıkların kapısını birlikte çalıyorlardı. Ne yapıp etmiş TMO yerinin kaldırılması için Kazım Çağlayan’ı genel müdürün yanına birlikte gitmeye razı etmişti.

Kazım Çağlayan, Cahit Gürses’le birlikte TMO Genel Müdürünün makamına girdiğinde “Bak Genel Müdür bu adam benim seçilmemem için çok uğraştı bende onun seçilmemesi için çok uğraştım ama bu şehir beni seçtiği gibi bu adamı da seçti. Şimdi bu başkan size yer verecek oraya taşınacaksınız mevcut yerinize de park yapacak” demiş sözleşme protokolleri yapılmış, yeni sanayinin altında TMO ya verilen yerde bir an önce taşınsınlar diyerek hafriyatına kadar belediye iş makinalarını sokmuş şimdiki “Aşıkpaşa Öğretmenler Parkı” alanı belediyeye böylece kazandırılmıştı.

Kıt bütçe içinde zorlanan Dr. Cahit Gürses Ankara Belediye Başkanı Murat Karayalçın’ın kapısını çalacak bu park için aldığı desteğin karşılığı olarak da parkın adını “Murat Karayalçın Öğretmenler Parkı” koyacaktı.

Şehirde hemen her mahalleye Onlarca park yaparken “yaptı da bakamadı derler” diyerek hemen her gün kontrollerini eksik etmediğini yakın çalışanı olarak bizzat biliyorum.

Şimdiki mezbahanın bulunduğu alanda parklara çiçek üretimi için ilk kez alttan ısıtmalı “gül fide üretim sehpaları”nda yıllarca parklara gül üretildi.

Eski buğday pazarı alanında mezbelelik bir alanı park yaparak kavşak düzenlemesinin ortasına diktiği elinde buğday başağı tutan bir anıtla Aşıkpaşa Türbesi altından başlayıp hastaneye kadar uzanan yeşil bant parkları içinde dünyanın bütün renklerinden çocukları ele ele tutuşturan “Çocuklar Kardeştir Anıtı” da kim bilir hangi depolardadır kırılmış dökülmüş olarak.

Tarihi Kırşehir merkez Kalehöyük’ün en büyük toprak kaymasının ve kaybının bulunduğu, şehir stadyumunun girişi ve köprü karşısında yer alan kesitine bugün hala sapasağlam duran meyilli ve kalın taşlarla güçlendirilerek yapılmış  “İhata Duvarı” küçük ama önemli bir dokunuştu.

Kırşehir Belediyesi çalışanları için belediyede ilk kez “belediye yemekhanesi” kurmuş bunu yaparken de “ ben isçilerime öğlen tatillerinde duvar diplerinde çemen ekmek yedirmeyeceğim” diyerek duyurmuştu.

 AK PARTİ DÖNEMİNDE ÇOK ÜZÜLDÜĞÜ “SÜRGÜN OLAYI”

Birde belediye başkanlığının bitiminin ardından Kırşehir Devlet Hastanesinde KBB Uzmanı olarak görev yaparken AK Parti döneminde bir Kırşehir evladı olarak çok üzüldüğü “sürgün olayı” vardı ve bunu kendisi bir hemşehri buluşmasında şöyle anlatıyordu:

12 Haziran 2011’de kaybettiğim Milletvekilliği seçiminden sonra beni buradan aldılar. Mersin’in bir ilçesine sürdüler. Sana yer yok dediler. Aynı anda beraber girdiğimiz doktor arkadaşımı buraya tayin etmelerine rağmen beni etmediler. 6-5 yıl Mersin’de kaldım. Orada da Cumhuriyet Halk partisinden irtibatımı kesmedim. Kırşehir’e geldiğimde ise Ankara Caddesinde muayenehane açtım. Her birinizin verdiği selam, Her birinizin elimi tutması benim için altın değerinde..”

Rahmetli Mehmet Ali Yapıcı döneminde “Belediyeler Birliği Genel Sekreteri” olarak girdiğim Kırşehir Belediyesinde 1993 yılında Dr. Cahit Gürses döneminde aldığım memuriyet kadrosu ile uzun dönem basın sorumlusu olarak birlikte çalıştığım sevgili başkanımıza tanrıdan rahmet, aile ve dostlarına ve de aşkla hizmet ettiği bu kadim kente başsağlığı ve sabırlar diliyorum.

Ruhu şad olsun.

Adnan YILMAZ.

 

.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

.

 

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

error: Emeğe Saygı Lütfen.