AHİ EVRAN ÜNİVERSİTESİ’NDEN İKİ AKADEMİSYENİN YER ALDIĞI ÇALIŞMA, ATATÜRK’ÜN BÖBREK HASTALIĞINI MERCEK ALTINA ALDI
KIRŞEHİR Adnan YILMAZ – Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi akademisyenlerinin de imzasını taşıyan önemli bir araştırma, dünyanın saygın nefroloji dergilerinden BMC Nephrology’de yayımlandı.
Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Cumhuriyet Tarihi alanından Prof. Dr. Mahmut Bolat ile Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıp Tarihi ve Etik Anabilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Arif Hüdai Köken ve nefroloji uzmanı Prof. Dr. Tevfik Ecder tarafından hazırlanan çalışma, Mustafa Kemal Atatürk’ün 1909-1923 yılları arasındaki böbrek rahatsızlıklarını tarihsel belgeler ve tıbbi veriler ışığında yeniden ele alıyor.
“Atatürk’s kidney disease: pyelonephritis or trench nephritis? A medical and historical analysis” başlıklı çalışma, BMC Nephrology’nin 2026 yılı 27. cildinde 464 numaralı makale olarak yayımlandı. Çalışma, Cumhuriyet tarihi, tıp tarihi ve nefrolojiyi aynı araştırma zemini üzerinde buluşturması bakımından dikkat çekiyor.
YENİ ÇALIŞMANIN ARKASINDA BİRİKİMLİ BİR ARAŞTIRMA SÜRECİ VAR
Bu araştırmayı yalnızca BMC Nephrology’de yayımlanan yeni bir makale olarak değerlendirmek eksik kalıyor.
Çalışmanın dikkat çeken yönlerinden biri, Cumhuriyet tarihi ile tıp tarihinin aynı araştırma içinde buluşturulması. Prof. Dr. Mahmut Bolat’ın Cumhuriyet tarihi alanındaki çalışmaları ile Dr. Öğr. Üyesi Arif Hüdai Köken’in tıp tarihi alanındaki akademik birikimi, nefroloji uzmanı Prof. Dr. Tevfik Ecder’in tıbbi değerlendirmeleriyle birleşerek Atatürk’ün sağlık geçmişinin farklı disiplinlerden incelenmesini mümkün kılıyor.
Bu yönüyle araştırma, Atatürk’ün hastalıklarına ilişkin daha önce ortaya konulmuş tarihsel bilgileri yalnızca tekrar etmek yerine, arşiv belgelerini dönemin tıbbi bilgileriyle karşılaştırarak yeniden değerlendiren disiplinlerarası bir çalışma niteliği taşıyor.
Çalışmada Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri, Osmanlı arşiv belgeleri, Milli Kütüphane kaynakları, dönem gazeteleri, hekim raporları, hatıratlar ve daha önce yapılmış bilimsel araştırmalardan yararlanıldı. Makalenin kaynakçasında Osmanlı Arşivi ile Cumhuriyet Arşivi ve Milli Savunma Bakanlığı Askerî Tarih Arşivi belgelerinin de kullanıldığı görülüyor.
ATATÜRK’ÜN BÖBREK RAHATSIZLIĞI: PYELONEFRİT Mİ, SİPER NEFRİTİ Mİ?
Araştırmanın merkezinde, Atatürk’ün özellikle savaş yıllarında tekrarlayan böbrek rahatsızlıklarının tıbbi açıdan nasıl değerlendirilmesi gerektiği sorusu bulunuyor.
Çalışmada Atatürk’ün hastalıklarına ilişkin belirtiler, konulan teşhisler, uygulanan tedaviler, görev yapan hekimler ve tedavi merkezleri kronolojik biçimde değerlendiriliyor.
Araştırmanın ulaştığı sonuç ise kesin bir teşhisten ziyade iki tıbbi olasılığın tarihsel koşullarla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor.
Atatürk’ün 1909-1923 yılları arasında tekrarlayan böbrek ağrıları, ateş, halsizlik ve idrar yolu enfeksiyonları yaşadığı belirtilirken; özellikle 1911 Trablusgarp, 1915 Çanakkale, 1918 Viyana-Karlsbad, 1919 Havza, 1920 Ankara ve 1922 Batı Cephesi dönemleri araştırmanın önemli duraklarını oluşturuyor.
MİLLİ MÜCADELE YILLARINDA BÖBREK AĞRISIYLA MÜCADELE
Araştırmanın en dikkat çekici bölümlerinden biri Atatürk’ün Milli Mücadele yıllarında yaşadığı sağlık sorunları.
1919 yılında Samsun’a çıktıktan kısa süre sonra böbrek ağrıları yeniden şiddetlenen Mustafa Kemal Paşa, Havza kaplıcalarında tedavi gördü.
Çalışmada, Havza’daki tedavi sürecinde sıcak banyoların önemli yer tuttuğu, Atatürk’ün ağrılarını hafifletmek amacıyla sık aralıklarla banyo yaptığı aktarılıyor.
Bu dönem yalnızca Atatürk’ün sağlık tarihi açısından değil, Milli Mücadele’nin şekillenmesi bakımından da dikkat çekiyor. Çünkü ağır sağlık sorunları yaşayan Mustafa Kemal Paşa, aynı dönemde Anadolu’daki siyasi ve askeri süreci yönetmeye devam ediyordu.
ÇANKAYA’DAN TBMM’YE: AĞRI VE ATEŞE RAĞMEN MÜCADELE
1920 yılında Ankara’da da böbrek rahatsızlığı devam etti.
Araştırmaya göre Atatürk, TBMM’nin açılışı öncesinde şiddetli böbrek ağrısı ve yüksek ateş yaşadı.
Çalışmada Atatürk’ün Ankara’daki sağlık durumunun Dr. Refik Saydam tarafından yakından takip edildiği ve sıcak banyoların tedavinin bir parçası olarak kullanıldığı aktarılıyor.
Burada araştırmanın tarihsel açıdan dikkat çektiği nokta ise sağlık sorunlarının Atatürk’ün siyasi ve askeri çalışmalarını durdurmamış olması.
BÜYÜK TAARRUZ ÖNCESİ ŞİDDETLİ BÖBREK AĞRISI
Atatürk’ün sağlık mücadelesinin en çarpıcı örneklerinden biri ise 1922 yılında yaşandı.
Büyük Taarruz hazırlıkları kapsamında Batı Cephesi’ne giden Atatürk, Bolvadin-Akşehir hattında şiddetli böbrek ağrısı ve ateş yaşadı.
Araştırmaya göre bu tablo, klinik özellikleri bakımından pyelonefrit veya siper nefritinde görülen akut ataklarla büyük ölçüde örtüşüyor.
Bu değerlendirme, çalışmanın neden yalnızca bir tarih araştırması değil, aynı zamanda nefroloji açısından da önemli olduğunu ortaya koyuyor.
1918 VİYANA VE KARLSBAD TEDAVİSİ
Makalenin önemli bölümlerinden biri de Atatürk’ün 1918 yılında Viyana ve Karlsbad’da gördüğü tedaviler.
Atatürk’ün Viyana’da tedavi gördüğü, ardından Karlsbad’a geçtiği ve burada dönemin tıbbi anlayışı içerisinde kaplıca, sıcak banyo, diyet ve diğer tedavi yöntemlerinden yararlandığı araştırmada ayrıntılı biçimde ele alınıyor.
Çalışmada ayrıca farklı dönemlerde Atatürk’ün böbrek rahatsızlıkları için uygulanan tedaviler kronolojik olarak ortaya konuluyor.
Araştırmanın önemli bir sonucu da Atatürk’ün böbrek rahatsızlığının tek bir dönemle sınırlı olmadığı, farklı yıllarda benzer şikâyetlerin tekrar ettiği yönünde.
SİPER NEFRİTİ TARTIŞMASI NEDEN ÖNEMLİ?
Çalışmanın özgün taraflarından biri de “trench nephritis – siper nefriti” kavramının Atatürk’ün savaş yıllarındaki sağlık sorunlarıyla birlikte değerlendirilmesi.
Siper nefriti, özellikle Birinci Dünya Savaşı sırasında cephe koşullarında görülen böbrek hastalıklarıyla ilişkilendirilen tarihsel bir tıbbi tablo olarak çalışmada ele alınıyor.
Dönemin tıp literatüründe bu hastalıkla ilgili vakalarda idrar değişiklikleri, halsizlik, ödem, nefes darlığı ve böbrek fonksiyonlarına ilişkin bulgular tarif edilmişti.
Bu nedenle araştırmacılar, Atatürk’ün savaş ortamında yaşadığı böbrek rahatsızlıklarını değerlendirirken yalnızca enfeksiyon kaynaklı pyelonefriti değil, savaş koşullarının oluşturabileceği siper nefriti olasılığını da dikkate alıyor.
TARİH VE TIP AYNI ÇALIŞMADA BULUŞTU
Çalışmanın belki de en önemli özelliği burada ortaya çıkıyor.
Cumhuriyet tarihçisi Prof. Dr. Mahmut Bolat, Atatürk’ün yaşadığı dönemin siyasi, askeri ve tarihsel koşullarını;
Tıp tarihçisi Dr. Öğr. Üyesi Arif Hüdai Köken, dönemin hekimlerini, tedavi anlayışını ve sağlık tarihini;
Nefroloji uzmanı Prof. Dr. Tevfik Ecder ise hastalık belirtilerini ve olası tıbbi tanıları değerlendirdi.
Böylece Atatürk’ün böbrek hastalığı, yalnızca tarihsel bir biyografi konusu olmaktan çıkarılarak tarih, tıp tarihi ve modern nefrolojinin ortak bakış açısıyla ele alındı.
Makalenin kaynakları arasında Atatürk’ün sağlık durumuna ilişkin çok sayıda tarihsel eser yanında Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi devlet arşivleri de bulunuyor.
KESİN TEŞHİS MÜMKÜN DEĞİL
Araştırmanın bilimsel açıdan en önemli sonuçlarından biri, Atatürk’ün böbrek hastalığı konusunda kesin bir teşhise ulaşmanın mümkün olmadığı yönünde.
Çalışmada, Atatürk’ün gençlik dönemlerinden itibaren yaşadığı tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonlarının pyelonefrit olasılığını desteklediği belirtiliyor.
Buna karşılık savaş yıllarındaki cephe koşulları, soğuk, yorgunluk ve diğer çevresel faktörlerin de böbrek rahatsızlıklarını tetiklemiş olabileceği değerlendiriliyor.
Makalenin değerlendirmesine göre, Atatürk’ün bazı böbrek rahatsızlıklarının pyelonefritle, özellikle savaş koşullarındaki bazı tabloların ise siper nefritiyle uyumlu olabileceği düşünülüyor. Ancak tarihsel kayıtların niteliği nedeniyle tek bir tanıya kesin olarak ulaşmak mümkün değil.
1923 SONRASINDA DA TAKİP DEVAM ETTİ
Araştırma yalnızca Milli Mücadele dönemini değil, 1923 sonrasında Atatürk’ün böbrek ve idrar yolu sorunlarının seyrini de ele alıyor.
1923 yılında rahatsızlığın yeniden ortaya çıkması üzerine Dr. Besim Ömer Akalın ve genç ürolog Dr. Behçet Sabit Erduran’ın tedavi sürecinde görev aldığı belirtiliyor.
Dr. Behçet Sabit’in Ankara’ya çağrılarak Atatürk’ü muayene ettiği ve tedavi ettiği, uygulanan tedavinin ardından Atatürk’ün iyileştiği aktarılıyor.
Çalışmaya göre 1928’den itibaren ise dönemin önemli ürologlarından Dr. Fuat Kamil Beksan, Atatürk’ün tedavisini birkaç yıl boyunca takip etti.
KIRŞEHİR’DEN DÜNYA AKADEMİSİNE
Kırşehir açısından bakıldığında bu çalışma, Ahi Evran Üniversitesi’nin farklı bilim alanlarında ortaya koyduğu akademik üretimin uluslararası bir bilim dergisinde görünür hale gelmesi bakımından da önem taşıyor.
Prof. Dr. Mahmut Bolat ve Dr. Öğr. Üyesi Arif Hüdai Köken’in Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi çatısı altında yürüttükleri akademik çalışmaların, Prof. Dr. Tevfik Ecder’in nefroloji alanındaki uzmanlığıyla birleşmesi, ortaya yalnızca tarihsel bir araştırma değil, disiplinlerarası bir bilimsel çalışma çıkardı.
Çalışmanın en önemli mesajlarından biri de şu:
Atatürk’ün sağlık tarihini anlamak, yalnızca hangi hastalığı geçirdiğini bilmekten ibaret değil; o hastalığın hangi savaş şartlarında, hangi tedavi imkânlarıyla ve hangi tarihsel koşullar içerisinde yaşandığını da anlamayı gerektiriyor.
Bu çalışma tam olarak bunu yapıyor.
Atatürk’ün böbrek rahatsızlıklarını 1909’dan 1923’e uzanan tarihsel bir çizgide, dönemin arşiv belgeleri ile modern nefroloji bilgilerini karşılaştırarak ele alıyor.
ATATÜRK’ÜN SAĞLIĞI ÜZERİNE YENİ BİR BİLİMSEL PENCERE
Araştırma, Atatürk’ün sağlık sorunlarının onun askeri ve siyasi faaliyetleri üzerindeki etkisini de yeniden düşünmeye imkân veriyor.
Çalışmada Atatürk’ün böbrek ağrıları ve ateş nedeniyle zaman zaman ciddi biçimde rahatsızlandığı; buna rağmen cephe ziyaretlerini, askeri planlamaları ve siyasi faaliyetlerini sürdürdüğü görülüyor.
Özellikle 1922’deki böbrek rahatsızlığına rağmen Batı Cephesi’ne dönmesi, araştırmanın ortaya koyduğu tarihsel tablo açısından dikkat çekici.
Dolayısıyla bu çalışma, yalnızca “Atatürk hangi böbrek hastalığını geçirdi?” sorusuna cevap aramıyor.
Aynı zamanda “Mustafa Kemal Atatürk, ağır sağlık sorunlarıyla mücadele ederken Milli Mücadele’yi nasıl sürdürdü?” sorusuna da tarih ve tıp biliminin ortak penceresinden bakıyor.
MAKALE KÜNYESİ
Başlık: Atatürk’s kidney disease: pyelonephritis or trench nephritis? A medical and historical analysis
Yazarlar: Prof. Dr. Mahmut Bolat – Dr. Öğr. Üyesi Arif Hüdai Köken – Prof. Dr. Tevfik Ecder
Dergi: BMC Nephrology
Yıl: 2026
Cilt: 27
Makale: 464
DOI: 10.1186/s12882-026-05073-y

