Türk edebiyatı tarihinin önemli keşiflerinden birine, uzun yıllar Kırşehir’de görev yapan ve şehrin kültür tarihine değerli katkılar sunan Prof. Dr. M. Fatih Köksal imza attı. Yunus Emre Divanı’nın en eski nüshaları arasında değerlendirilen yazmada, daha önce bilinmeyen dokuz Yunus Emre şiiri tespit edildi. Köksal, aynı nüshada yer alan Âşık Paşa’nın bilinmeyen iki şiirini de 2025 yılında bilim dünyasına kazandırmıştı.
Anadolu Türkçesinin ve tasavvuf edebiyatının büyük şairi Yunus Emre hakkında yürütülen araştırmalarda, Türk edebiyatı tarihi açısından önemli bir gelişme yaşandı. Uzun yıllar Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi bünyesinde görev yapan, özellikle Ahilik, Âşık Paşa ve eski Türk edebiyatı alanındaki çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. M. Fatih Köksal, Yunus Emre Divanı’nın bugüne kadar yeri bilinmeyen bir nüshasını tespit etti.
TRT Haber’in 2 Kasım 2026 tarihinde Cengiz Yalçınkaya imzasıyla yayımladığı özel habere göre, dağınık yapraklar hâlinde günümüze ulaşan yazma, Prof. Dr. Güler Doğan Averbek ve doktora öğrencilerinin çalışmalarıyla yayıma hazırlandı.
“Türk Yurdu Nüshası” olarak adlandırılan yazma, yalnızca yeni şiirler içermesiyle değil, Yunus Emre Divanı’nın en eski ve güvenilir nüshaları arasında değerlendirilmesiyle de önem taşıyor.
125 ŞİİRLİK YAZMADA DOKUZ YENİ YUNUS EMRE ŞİİRİ
Yeni tespit edilen nüshada toplam 125 şiir bulunuyor. Bunların 113’ü Yunus Emre’ye, kalan 12 şiir ise Âşık Paşa, Said Emre ve Kaygusuz Abdal’a atfediliyor.
Yunus Emre’ye ait olduğu değerlendirilen şiirlerden dokuzunun, bugüne kadar bilinen erken veya geç dönem nüshalarında yer almadığı belirtiliyor.
Diğer 104 şiir ise mevcut yazmalarla karşılaştırılarak Yunus Emre Divanı’nın metin tarihinin daha sağlıklı biçimde ortaya konulmasına katkı sağlayacak.
Keşfin bilimsel önemini artıran bir başka husus, Türk Yurdu Nüshası’nın, araştırmacıların kadim ve sahih olarak değerlendirdiği sınırlı sayıdaki Yunus Emre Divanı yazmaları arasına katılması.
Böylece yeni nüsha, yalnızca bilinmeyen şiirleri ortaya çıkarmakla kalmıyor; Yunus Emre’nin şiirlerinin yüzyıllar boyunca nasıl aktarıldığının ve farklı yazmalarda nasıl korunduğunun araştırılmasına da yeni imkânlar sunuyor.
ÂŞIK PAŞA’NIN BİLİNMEYEN İKİ ŞİİRİNİ DE KÖKSAL YAYIMLADI
Keşfin Kırşehir kültür tarihi bakımından ayrıca önem taşıyan bir yönü daha bulunuyor.
Prof. Dr. M. Fatih Köksal, 2025 yılında sunduğu bilimsel bildiride, söz konusu Yunus Emre Divanı nüshasını ilk kez bilim dünyasına tanıtırken, yazmada yer alan Âşık Paşa’nın daha önce yayımlanmamış ve bilinmeyen iki şiirini de bilim dünyasına kazandırdı.
Yazmanın dikkat çekici özelliklerinden biri ise Âşık Paşa’ya ait şiirlerin tamamının “Âşık Emre” başlığı altında kaydedilmiş olması.
Bu durum, eski yazmalarda şair adlarının kullanımı, şiirlerin farklı isimler altında aktarılması ve metinlerin aidiyetinin belirlenmesi bakımından üzerinde durulması gereken bir özellik taşıyor.
Köksal’ın 2025 yılında yayımladığı iki şiir, Kırşehir’in Türk dili ve düşünce tarihindeki en önemli şahsiyetlerinden Âşık Paşa’nın edebî mirasına yeni metinler kazandırması bakımından da değerli.
KIRŞEHİR’İN KÜLTÜR TARİHİNE EMEK VEREN BİR BİLİM İNSANI
Keşfi Kırşehir açısından ayrıca anlamlı kılan, Prof. Dr. M. Fatih Köksal’ın şehirle uzun yıllara dayanan akademik ve kültürel bağı.
2002 yılında Gazi Üniversitesi Kırşehir Fen-Edebiyat Fakültesinde göreve başlayan Köksal, daha sonra Ahi Evran Üniversitesi bünyesinde çalışmalarını sürdürdü. 2016 yılına kadar Kırşehir’de görev yaptığı dönemde, Türk dili ve edebiyatı alanındaki akademik çalışmalarının yanı sıra şehrin tarihî ve kültürel mirasının araştırılmasına da önemli katkılar sundu.
Ahilik Kültürünü Araştırma Merkezi Müdürlüğü ve Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanlığı görevlerinde bulunan Köksal, özellikle Kırşehir’in tarihsel kimliğinin temel unsurlarından olan Ahi Evran, Ahilik ve Âşık Paşa üzerine yürüttüğü çalışmalarla öne çıktı.
Ahi Evran ve Ahilik adlı eseri, çalışma arkadaşlarıyla birlikte hazırladığı Kırşehir Müzesindeki Ahilik Belgeleri kitabı ve bilimsel toplantılara sunduğu bildiriler, şehrin kültürel birikimini yazılı kaynaklarla belgeleyen çalışmalar arasında yer aldı.
Köksal, 2004 ve 2006 yıllarında gerçekleştirilen Ahi Evran ve Ahilik araştırmaları sempozyumlarının bilimsel yayın süreçlerinde görev üstlendi. 2013 yılında Kırşehir’de düzenlenen “Âşık Paşa ve Anadolu’da Türk Yazı Dilinin Oluşumu Sempozyumu”nun bildirilerini de yayıma hazırladı.
Bu çalışmalar, Kırşehir’in yalnızca Ahiliğin tarihsel merkezi olarak değil, Anadolu’da Türkçenin yazı ve edebiyat dili hâline gelişinin önemli merkezlerinden biri olarak ele alınmasına katkıda bulundu.
YUNUS EMRE İLE ÂŞIK PAŞA AYNI YAZMADA
Yeni nüshanın dikkat çekici yönlerinden biri de Yunus Emre ile Âşık Paşa’nın şiirlerini aynı yazmada buluşturması.
- yüzyılın sonları ile 14. yüzyılın ilk yarısında Anadolu’da Türkçenin güçlü bir edebî ve tasavvufi ifade dili olarak gelişmesinde Yunus Emre ve Âşık Paşa, farklı eserleri ve üsluplarıyla önemli bir yere sahip.
Garibnâme adlı büyük eserini Türkçe kaleme alan Âşık Paşa, Kırşehir’in Türk dili ve düşünce tarihindeki yerini belirleyen başlıca şahsiyetlerden biri.
Yunus Emre’nin halkın anlayabileceği Türkçeyle dile getirdiği insan, sevgi ve tasavvuf anlayışı ile Âşık Paşa’nın Türkçenin edebî anlatım imkânlarını genişleten eserleri, Anadolu’da Türkçe etrafında gelişen kültürel birikimin önemli halkalarını oluşturuyor.
Bu iki ismin şiirlerinin aynı yazmada yer alması, dönemin tasavvufi edebiyat mirasının sonraki yüzyıllarda nasıl derlendiği ve aktarıldığı konusunda araştırmacılara yeni karşılaştırma imkânları sunuyor.
Özellikle Âşık Paşa şiirlerinin “Âşık Emre” başlığı altında verilmesi, yazmanın yalnızca şiir metinleri bakımından değil, şair adları ve metinlerin aktarım geleneği açısından da incelenmesini gerekli kılıyor.
1966 YILINDAKİ BİR İZ, YILLAR SONRA BİLİMSEL KEŞFE DÖNÜŞTÜ
Keşfin geçmişi, Türk Yurdu dergisinin 1966 yılında yayımladığı Raif Yelkenci mülakatına uzanıyor.
Söz konusu mülakatta dağınık yapraklar hâlindeki Yunus Emre şiirlerinden söz edilmiş, yazmaya ilişkin bir görsele de yer verilmişti. Ancak nüshanın yeri uzun yıllar belirlenemedi.
Prof. Dr. M. Fatih Köksal, yazmayı tespit ederek 2025 yılında sunduğu bir bildiriyle ilk kez bilim dünyasına tanıttı. Aynı çalışmada Âşık Paşa’nın bilinmeyen iki şiirini de yayımladı.
Öte yandan Prof. Dr. Güler Doğan Averbek, Raif Yelkenci evrakı üzerinde yürüttüğü araştırmalar sırasında, Köksal’ın tespit ettiği nüshanın 1966 yılında Türk Yurdu dergisinde sözü edilen yazma olduğunu belirledi.
Nüshanın Süleymaniye Yazma Eser Kütüphanesine ulaşmasında sahaf Mevlüt Ceylan’ın gayretleri de önemli rol oynadı.
Köksal’ın bilimsel desteğiyle Averbek ve doktora öğrencilerinin yayına hazırladığı eser, basım aşamasında bulunuyor.
Köksal ayrıca, yayımlanması beklenen Yunus Emre Divanı’nın eleştirel metni üzerinde yürüttüğü çalışmada bu yazmayı diğer yedi nüshayla birlikte değerlendirdi.
BİR KEŞİFTEN ÖTE, KÜLTÜREL HAFIZANIN SÜREKLİLİĞİ
Prof. Dr. M. Fatih Köksal’ın Yunus Emre Divanı üzerine gerçekleştirdiği bu tespit, Kırşehir’de uzun yıllar verilen akademik emeğin Türk bilim dünyasındaki karşılığını hatırlatması bakımından da değer taşıyor.
Köksal’ın Ahi Evran, Ahilik, Âşık Paşa ve Anadolu Türk edebiyatı üzerine yürüttüğü araştırmalar, Kırşehir’in tarihî kimliğinin bilimsel kaynaklarla ortaya konulmasına hizmet etti.
Bugün Yunus Emre Divanı’nın en eski nüshaları arasında değerlendirilen bir yazmanın tespitinde imzasının bulunması ve aynı nüshadan Âşık Paşa’nın bilinmeyen iki şiirini yayımlamış olması, onun yazma eserler ve Türk edebiyatı tarihi alanındaki çalışmalarının sürekliliğini gösteriyor.
Kırşehir’in kültür tarihine emek veren bilim insanlarının çalışmalarını ve bıraktıkları akademik mirası görünür kılmak, şehrin kültürel hafızasını yaşatmanın da önemli bir parçası.
Bu bakımdan yeni keşif, yalnızca Türk edebiyatı için değil, yıllarca Köksal’ın çalışmalarına ev sahipliği yapan Kırşehir için de anlamlı ve sevindirici bir gelişme.
PROF. DR. MEHMET FATİH KÖKSAL, 27 KASIM’DA KIRŞEHİR’DE BİLDİRİ SUNACAK
İlhan Şahin, Feridun M. Emecen, Mehmet İnbaşı, Haşim Şahin ve Mehmet Fatih Köksal’ın da aralarında bulunduğu bilim insanları ve araştırmacılar, 81 çalışmayla Kırşehir’in tarihine ışık tutacak. Arkeolojiden Ahiliğe, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan uluslararası sempozyumun bildirileri, kitaplaştırılarak kent hafızasına kazandırılacak.
Yunus Emre Divanı’nın kayıp nüshasını bilim dünyasına tanıtan Prof. Dr. Mehmet Fatih Köksal, uzun yıllar akademik çalışmalar yürüttüğü Kırşehir’e, bu kez yeni bir araştırmasını sunmak üzere geliyor.
27–28 Kasım 2026 tarihlerinde düzenlenecek “Uluslararası Eski Çağ’dan Modern’e Kırşehir Tarihi Sempozyumu”na katılacak olan Köksal, 27 Kasım’daki 4. oturumda, “Garîb-nâme’nin Mensur Versiyonu: Âşık Paşa’nın Bilinmeyen Bir Eseri mi, Garîb-nâme Şerhi mi?” başlıklı bildirisini sunacak.
13.YÜZYIL KIRŞEHİR’İ, ALTI BİLDİRİYLE ELE ALINACAK
Prof. Dr. Haşim Şahin’in başkanlığını yapacağı “13. Yüzyılda Kırşehir: Babailer, Ahi Evran, Âşık Paşa” başlıklı oturumda, Şahin Âşık Paşa’nın İslam tasavvufundaki yerini, Dr. Öğr. Üyesi Esra Çıplak ise Garibnâme’de devlet felsefesi ve yönetim anlayışını ele alacak.
Doç. Dr. Leyla Kerimova, Gülşehrî’nin tasavvuf anlayışı ve irfan geleneğindeki yerini; Doç. Dr. İsmayıl Akif Oğlu İsmayılov, Ahilik teşkilatının Anadolu’da Türk kültürel kimliğinin korunması ve aktarılmasındaki işlevini değerlendirecek.
Oturumun son bildirisini sunacak olan araştırmacı-yazar Adnan Yılmaz ise “Babaî Hareketinden Ahiliğe: 13. Yüzyıl Anadolu’sunda Kırşehir Merkezli Türkmen Dinamikleri ve Millî Kimlik İnşası” başlıklı çalışmasıyla dönemin toplumsal ve tarihî dinamiklerini ele alacak.
YUNUS EMRE’DEN ÂŞIK PAŞA’YA UZANAN ARAŞTIRMALAR
Prof. Dr. Mehmet Fatih Köksal’ın sunacağı bildiri, Âşık Paşa’ya atfedilen mensur bir metnin bağımsız bir eser mi, yoksa Garîb-nâme üzerine yazılmış bir şerh mi olduğu sorusuna odaklanıyor.
Yunus Emre Divanı’nın kayıp nüshasında Âşık Paşa’nın daha önce bilinmeyen iki şiirini de tespit ederek 2025 yılında bilim dünyasına kazandıran Köksal’ın, bu kez Garîb-nâme üzerine yeni bir metin incelemesiyle Kırşehir’de bilim insanlarıyla buluşacak olması, şehrin kültürel mirasına yönelik çalışmalarının sürekliliğini de ortaya koyuyor.
15 oturumda 81 bildirinin yer alacağı sempozyum, Kırşehir’in binlerce yıllık tarihini farklı disiplinlerden araştırmacıların katkılarıyla ele alacak. Sunulan bildirilerin kitaplaştırılmasıyla, araştırmaların kalıcı bir bilimsel kaynağa ve kent hafızasının parçasına dönüşmesi hedefleniyor.
Kaynak: TRT Haber, Cengiz Yalçınkaya, 2 Kasım 2026; Prof. Dr. M. Fatih Köksal’ın 2025 yılında sunduğu bildiriye ilişkin tamamlayıcı bilgiler ve akademik çalışmaları.

