20 Eylül 2026

MUCUR, “KARA DOKTORU”NU UNUTMUYOR. ADINA MÜZE AÇILIYOR.

 

Kara Doktor (Cemil ATTAR)

Prof. Dr. ERKUT ATTAR’ın. Mucur’da hafızalarda derin ve anlamlı izler bırakan “Kara Doktor” lakaplı Rahmetli Babası Dr. Cemil ATTAR adına yaptırdığı konut, Prof. Dr. Erkut Attar’ın kurduğu vakıf  (KARA DOKTOR VAKFI) üzerinden  “Kültür Evi ve Müze”  haline getiriliyor..

Doktor Cemil Attar’ın (Kara Doktor) 2 oğlundan biri olan Prof. Dr. Erkut ATTAR, Babası adına kurduğu “KARA DOKTOR VAKFI / Kültür Evir ve Müzesi/  maddi-manevi katkıları ile Mucur’da Hizmete girme aşamasında..

“Kara Doktor Vakfı, Mucur Kültür ve Tanıtım Evi “kuruluş çalışmaları devam ederken . Prof. Dr. Erkut Attar Kültürümüzü korumak ve ilçemizi tanıtım faaliyetleri adına tüm Mucur’lu kardeşlerimizden ayrı ayrı destek gördüklerini ve son aşamaya geldiklerini “ açıkladı

 

 

 

 

Mucur’da, “Kara Doktur/Gara Tohdur” lakabıyla ün salmış Dr. Cemil Attar adı, onlarca yıldır hafızalardan silinmedi.

Kara Doktor’ un İstanbul’da yaşayan oğlu Prof. Dr. Erkut Attar, babasından miras kalan “sevgi, saygı ve derin vefayı “ Mucur ve Mucurlular nezdinde “Kültür Evi ve Müze” ile de devam ettirme gayretinde.

Prof.Dr. Erkut Attar;Mucur’a “KARA DOKTOR VAKFI / Kültür Evir ve Müzesi/ “açılmasıyla ilgili olarak sürece destek veren Mucurlululara desteklerinden dolayı teşekkür ederek şöyle dedi:

“Mucur’daki vefalı arkadaşlarım ve can dostlarım olmadan bu projeyi hayata geçirmek imkansızdı. Öğretmenlerim Muzaffer Yıldırım ve Ahmet Özer, sevgili dostum Metin Çağlar, arkadaşlarım emekli Gazi Albay Salih Akyürek ve TC Murat Cender projenin başlatılıp yürütülmesinde en önemli isimler oldular. T.C. Mucur Belediye Başkanımız Ali Şahin’in sınırsız desteğiyle yanımızda durması projemizi hareketlendirdi. Anadolu insanı ulusumuzun bel kemiğidir. Bizim yaptıklarımız ve yapacaklarımız vatanın kurtuluşu için yüreklerini ortaya koyan ve canlarını bağışlayan Mucur’lu atalarımızın yanında bir küçük kum tanesi bile olamaz. Onların anısı önünde saygıyla eğiliyoruz. Kültürümüzü ve geleneklerimizi korumak için başlattığımız bu çalışma umarım ruhlarını şad eder. Eser yaratmak bir kenara esas amacımız onlara layık olmaktır. Bizleri Anadolu kültürü ve gelenekleri ile geliştiren ve yetiştiren Mucurumuza olan borcumuzu bir nebze ödeyebilirsek kendimizi mutlu hissedeceğiz!”

7-9 Ekim 2021 Mucur Sempozyumu’nda, Prof.Dr. Erkut ATTAR babası KARA Doktoru (Cemil Attar) anlatmış, onun adına bildiri de sunmuştu.

Dr. Cemil Attar‘ın uzun yıllar önce Mucur‘a doktor olarak atanmasıyla başlayan bir hikâye. Öyle bir hikâye ki Mucur  halkını da yakın ilgisiyle, sevecenliğiyle kendine bağladı ve bu bağ, “Kara Doktur” namıyla uzun yıllar sürdü. Dr. Cemil, Mucurla öylesine et-tırnak olmuştu ki, vefatından sonra kendisi, eşi Rahşan ve oğlu Ferit’le birlikte Mucur toprağında yatıyorlar.

KARA DOKTOR’ UN (CEMİL ATTAR) MUCUR HİKÂYESİ.

Dr. Cemil Attar’ın Mucur Yılları

Cemil Attar ülkemizdeki tıp fakültelerinin anası sayılan İstanbul Tıp Fakültesi’nden mezun olmuş, pratisyen hekim olarak yolu Mucur’a düşmüştü.

Ahi Evran’ın diyarında insanlara kendilerini ifade eden lakaplar takılırdı. Cemil Attar’da sadece Mucur merkezinde değil köylerde de hastalara yetişmek için yazları bozkırın sarı sıcağında ve kışları kuru buz kesen soğuk ayazında maddenin değil mananın peşinde koşmuş, Mucur’un yüzüne ve kişiliğine nüfuz eden doğası içinde herkesin hastalığında kendisini yanı başında hissettiği “Kara Doktor” oluvermiştir.

Kara Doktor Mucur’un ve Mucurluların her bir probleminde öne çıkan babayiğit, gözünü budaktan esirgemeyen lider kimliği yanında bir o kadar da alçak gönüllüdür. Mucurluların dertlerinin devası hastalarının şifası olmakla da kalmamış Mucur’un ortaokulunda öğretmen yetersizliğinden yabancı dil ve müzik dersleri öğretmeni olarak da hizmet etmiş ve giderek gerek lakabıyla gerekse karşılıksız verdiği hizmetlerle yediden yetmişe tüm Mucurluların hafızasında silinmeyecek izler bırakmıştır.

Öyle ki Mucurluların “bizden ayrılacak” diyerek üzülüp, “daha büyük doktor olacak” diye de sevinerek Kadın Hastalıkları ve Doğum alanında ihtisas yapmak için Ankara’ya öğrenci harçlığını da zorla vererek uğurlamışlardı. Kara doktor, ihtisasını yaptıktan sonra Kadın Hastalıkları ve Doğum uzmanı olarak kendi isteğiyle yine Mucur’a dönmüştü. Düşünebiliyor musunuz o yıllarda bir küçük ilçede bırakın “pratisyen doktor”u “uzman doktor” hayal bile edilemezdi.

“Kara Doktor”, öylesine izler bırakmıştır ki; on yıllar sonra bile adına yazılmış şiirlere, öykülere, anılara hatta TV programlarına konu olmuştur.

OĞUL, PROF.DR. ERKUT ATTAR

Bebekliği tüm çocukluğu ve hatta ergenliği Mucur’da geçen Erkut Attar şimdi alanında ün yapmış dünya çapında yeni teknolojiler, farklı yöntemlerle başarı oranı daha da yükselen “tüp bebek” çalışmalarında: gelişen teknolojiyi de kullanarak doğru metodoloji ve iyi bir ekiple yöneten bir tıp bilim adamı…

Prof.Dr Erkut Attar, Türkiye’de ilk Tüp Bebek Merkezlerinden olan İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde kurulmasına da öncülük edenlerden…

Bilime ve etiğe sonsuz hayranlık duyan, uluslararası alanda pek çok çalışma yapmış, fakültenin adından övgüyle söz ettiren donanımı ve hümanizmasıyla yeni nesilleri eğitmeyi çok seven bilim insanı olarak babası “Kara Doktor”un izinde yürüyor

Bu Mucurlu olmuş ve Mucurlu olarak anılan Kara Doktor Cemil Attar’ın oğlu Erkut Attar halen Yeditepe Üniversitesi Tüp Bebek Merkezi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Başkanı…

KARA DOKTOR (CEMİL ATTAR) KİMDİ

Eşi Rahsan Attar
Cemil Attar Tıp Fakültesi Yılları..

Dr. Cemil Attar babası Enis Bey’in Hicaz Demiryolları’nda görevi esnasında 1914 yılında Hayfa’da doğdu. Milli mücadele yıllarında Enis Bey Samsun’a geçmiş, sonrasında, tüm aile asıl yerleşim yerleri olan İstanbul’a dönmüşlerdir. Cemil Attar Samsun Lisesi’nden mezun olmuştur. Annesi Fevziye Hanım İstiklal Savaşında önemli hizmetler veren Utku Gemisi’nin Kaptanı Recep Karaca’nın ablasıdır

 

MUCURLU DOKTOR GÜNDÜZ YÜCESAN, KARA DOKTORU CEMİL ATTAR) ANLATIYOR

 

“Dr. Cemil Attar; benim kuşağımda Mucur’da yaşayan, her insana dokunmuş, şifa dağıtmıştır. Anadolu’da hekim kıtlığının olduğu bir dönemde uzman olmasına rağmen parayı sefayı reddedip, sevgi ve vefayı seçmiş, Mucur halkına hizmet etmiştir.

Yüzlerce kadın ve çocuk onun sayesinde hayata tutunmuştur. Cenazesinde konuşulanlar arasında en çok duyulan söz ‘Benden para almıyordu.’idi. Allah rahmet eylesin.”

 

KARA DOKTOR’A ŞİİR..

Mucur’da görev yapan Kara Doktor olarak tanınan CEMİL ATTAR’a hitaben Mehmet Öztürk TARAFINDAN yazılan bir şiir

KARA DOKTOR

Kara doktor namındır senin

Hep anılır Mucur’da ünün

Öyle zarifti ki gönlün

Böyle sevdik KARA DOKTORUM

 

Güler yüzle çok hizmet verdin

Kardeş gibi bizleri sevdin

Derdimizle hepden dertlendin

Canlara can KARA DOKTORUM

 

Sevgi sende saygı hak sende

İlim sende irfan aşk sende

Bilim sende fikir tek sende

Derde deva KARA DOKTORUM

 

Çok sevdiğin yer Mucur’dasın

Kalbimizde yine baştasın

İyliginle belki Hactasın

Şifa sende KARA DOKTORUM

KARA DOKTOR’UN ARDINDAN 15 YIL ÖNCE BİR YAZI.

“Kırşehir Anekdotları” başlığıyla yazılar kaleme alan Mucurlu rahmetli köşe yazarı Duran Erdoğan 4 Eylül 2011 tarihinde “Mucur’un Kara Doktoru Cemil Bey” başlığı ile şu yazıyı kaleme almıştı.

“Mucur’umuz yine en kasavetli kışını geçirmiş ve yine tabiat 1950’li yılların en muhteşem baharını karşılamaya hazırlanıyor. Göçmen kuşlar usul-usul dönüş yaparken, çayır-çimen yeşil örtüsüne bürünürken, bir yandan ağaçlar çiçeklerini açarken, Hıdrellezi karşılamak için Belediye Çayırındaki park ve mesire yerlerine pala serip dostlar kümeleşirken; piknik alanına beldemizde hiç görmediğim ‘Tosbağa’ tipli, tek kapılı, kırmızı renkli küçük bir taksi geldi. Bu taksinin içinde esmer tenli, ince uzun boylu, taksiyi kullanan şoför ile orta boylu, biraz tonton kadın ve birisi kız, diğeri erkek dört kişi indiler. Belli ki, bu tablo ile bir aile görüntüsü veriliyordu. Etraftan birileri, birbirlerinin gözlerine bakıp: “Yeni doktorumuz Cemil Bey” dediler. Mesele ve konukların kimlikleri anlaşılmıştır. Cemil Bey zaman zaman ortaokula gelir, öğrencileri genel sağlık taramasından geçirir, sınıflara girdiğinde de gönül dostu görüntüsüyle Fransızca olarak “Bonjour” yani “Günaydın” derdi.

Mucur- Mucur olalı (belki) tarihinde ilk defa taksiyi, (kimbilir) “Tosbağa taksiyi”, kız ve erkek tipi bisikletleri; Hipokrates yeminini imanıyla bütünleştiren felsefenin manevi hazzıyla dolu birisini; kısacası Dr. Cemil Bey’in sayesinde tanıdı, dersem sakın beni yadırgamayın… Başkalarını bilemem, ama inanın ben bu araçları ilk defa görüyordum. Bildiğim kadarıyla, Dr. Cemil Bey Pratisyen Hekim olarak Mucur’da göreve başladı. Zengin- fakir ayrımı yapmadı. Paraya pula tapmadı. İkbal hesapları da yapmadı. Mucurlular da fiziki esmer görüntüsünden dolayı “KARA DOKTOR” lakabını ad vermek suretiyle, kendisini şöhretin en yücesiyle onurlandırıp, başlarında taç yaptılar.

İhtisasını “Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı” alanında yaptıktan sonra, onlarca Mucurlunun imzalı dilekçesi üzerine Sağlık Bakanlığı O’nu yeniden Mucur’a atadı. Mucur’a uzman olarak ikinci gelişinde de görkemli bir törenle -tabir caizse- “Krallar” gibi karşılandı… Kısacası, Dr. Cemil Bey için ‘doyduğu yer’ olmaktan da  öte ‘doyumsuzluğun doruğa çıktığı’ bir yer oldu Mucur… Hastalar O’nu sevdi. O’nun teşhis ve tedavisine inandı ve ‘Kara Doktor’larına çok güvendiler. Hasta- Doktor ilişkisi böylece sevgi sempatisine dönüşüp, mükemmel mutluluğun zirve yapmasına neden oldu. Bu sevgi öylesine pekişip perçinlenmiş olmalı ki; Dr. Cemil Bey: “Öldüğüm zaman beni Mucur Mezarlığında toprağa tevdi edin.. Böylece mahşere kadar yine Mucurlu’larla birlikte olmak istiyorum.” deyip vasiyetini yerine getirtmiştir. Bu davranış biçimi Mucur sevgisinin en çarpıcı örneğidir. Uzun söze ne hacet… Acıöz yolundaki Yeni Mucur Hastanesinin karşısındaki şehitlikte medfun Dr. Cemil Bey, öldükten sonra bile Mucurlu’larla yine yan-yana, koyun koyuna yatmakta ve dostlarıyla, sağlığında şifa dağıttığı hastalarıyla yine buluşmaktadır. Makamının ve mekanının Cennet olmasını umuyorum.  Bu ifadelerimin de bir fantezi olmadığına inanmanızı istiyorum…

Yeri gelmişken birkaç anımı sizlerle paylaşarak Dr. Cemil Bey’in daha yakinen tanınması için bu anekdotumu örneklerle ahde vefa kabilinden, yeni nesil Tıp Doktorlarına da ışık ve rehber olması saikiyle belleklere iyice kazımak istiyorum: Şöyle ki;

            Mucur Ortaokulunda okurken aniden hastalandım ve okul müdürümüz Hüseyin Güner yanıma sınıf mümessilimiz Acıöz’lü Yılmaz Takmaz’ı rehber olarak kattı ve beni hemen hastaneye gönderdi. Meğer gıda zehirlenmesi olmuş ve ‘dizanteri’ denen ‘zehirli ishale’ yakalanmışım. Acilen ilaç alacak param yoktu ve ailem de Kurugöl’de yani köyde oturuyordu. Eczane’den ilaç getirtip beni hastaneye yatırıp sağlığıma kavuşturdu. Bir hafta istirahat raporumu da rehber öğrenciyle okuluma gönderdi. Ne şeref benim için…

Günlerden bir gün köylülerimizden genç bir kadın, elinde Dr. Cemil Bey’in başlıklı bir kağıda, bu kadının kocasına hitaben yazdığı mektupla birlikte evimize geldi… Bu kadın Anama: “Selver Bacı! Eğer izin verirsen Oğlun Duran Alamanya’daki kocama benim ağzımdan şu şekilde bir mektup yazsın ve Dr. Cemil Bey’in mektubuyla birlikte yarın Mucur Postanesinden bizimkine yollasın” demişti.. Ben de komşu kadının mektubuyla birlikte, Dr. Cemil Bey’in bu kadının kocasına hitaben yazdığı mektubu birleştirip postaya vermiştim.

Uzun lafın kısası: Dr. Cemil Bey’in mektubunu alan köylüm en kısa zamanda izne geldi. Bu arada Dr. Cemil Bey’den de karısının hastalığı konusunda da akıl aldı. Dört-beş yıldır köyünden, evinden, ailesinden ve eşinden, çocuklarından ayrı yaşayan Gurbetçi köylümün hasreti sona erdi. Bu buluşmadan tam dokuz ay on gün sonra, nur topu gibi bir oğulları oldu. Adını da ‘Cemil’ koydular. Uzun ayrılıklar, özellikle hızlı ergenlik hormonu salgılayan genç kadında, hem cinsel, hem de psikolojik olarak eşine duyduğu özlem, hastalığı oluştururmuş. Konunun Uzmanı Dr. Cemil Bey öyle diyordu mektubunda… (Çalıştığım yayınevinin Çocuk Bakımı, Eğitimi, Gelişimi ve Hastalıkları konulu yayınlarındaki yayın tashihlerini yaparken öğrendiğim bilgiler sayesinde; ayrıca baba ve dede şefkatiyle konuya yaklaştığım için bu örneği yazmada ve yayınlamada hiç mi hiç ayıp görmüyorum…)

Mucur’umuzun esnaflarından ve Kurugöl Eşraflarından dayım Ali Çavuş’un Ahmet (Ahmet Erdemir) ile Dr. Cemil Bey’in aralarında su sızmazdı. Dostlukları kadim, arkadaşlıkları da oldukça mükemmeldi. Hafta sonlarında ve zaman-zaman piknikte ve Kurugöl’de eğlencede bir vesileyle mutlaka buluşurlardı. Dr. Cemil Bey yine bir gün dayım Ahmet Çavuş’un misafiri olarak gelmişti Kurugöl’e… Biz biraz becerikli küçük çocuklar da töre gereği misafirlere hizmet ediyor ve ikramları sofraya taşıyorduk. Bu ara yoldan geçen köylü bir kadın Doktorumuzu tanıyıp yanına sokuldu…Boş boğaz, lafazan kadının davetsiz misafir olarak topluma yanaşmasına –Allah bilir ya- dayım pek razı olmadı. Amma velakin bir kere kadın destursuz olarak Dr. Cemil Bey’in elini sıkıp ‘hoş geldin’ etti. Diğer misafirlerle de tanışık oldu. Etrafı bir güzel süzdükten sonra, biraz mütebessim yılışıklıkla Dr. Cemil Bey’e dönüp “ Doktor baaa, bu avrat, senin garın mı?” deyiverdi. Beklenmeyen bu patavatsız soru karşısında Dr. Cemil Bey, “ Elbette kendileri benim eşim olurlar.” Cevabını verdi. Kadın tekrar, bir doktoru bir kere daha eşlerini tepeden tırnağa süzdükten sonra; dudaklarını büzüp, suskun kaldı… Dr. Cemil Bey atağa geçip kadını soru yağmuruna tuttu: “ Yoksa bizleri birbirimize münasip görmedin mi?”  Köylü kadın yine her ikisini iyice süzüp, yine dudaklarını yalayıp, büzüp, kafasını saat sarkacı gibi bir sağa, bir sola salladıktan sonra gayet sakin olarak şu cevabı verdi: “ Sen iyisin, fidan gibisin… Avradın da iyi, okkalı… Yalanız eccik, boydan güççük …  Goca İstanbul’da avratlara gıran mı girdi, boyu-boyuna uygununu bulamadın mı da, bunu aldın… ?” demez mi?

 İri kıyım, lafazan köylü kadının çok yaşlı bir erkeğin yörede ‘ferik’ denen ikinci karısı olduğunu Dr. Cemil Bey iyi biliyordu… Bu bilinçle kadının sözünü kesen Dr. Cemil Bey,  kadına: “ Sen hiç et yer misin?” deyince; kadın: “Etyemez olur muyum doktor baa. Bayramdan bayrama ya kartlaşmış tosun keserik, ya da kocamış öküz …” Dr. Cemil Bey gülerek ve dayım Ahmet Çavuş’a da kaş ve gözleriyle işaret yaparak, “ Sen ağzıyın tadını bilmiyorsun… Eğer bilseydin, kartlaşmış tosunun; kocamış öküzün etini yemezdin… Benim eşim ufak-tefek, amma baksana bıldırcın gibi …” Köylü kadın gerekli mesajı almış olmalı ki “Aboovv!” dedi. Hık-mık etti, cevap veremedi. Dr. Cemil Bey’in tipik örneklerine de oradakiler katıla-katıla gülmekten öldü…

Çocukluğumdaki gözlemlerim, ilmim, idrakim, iz’anım Mucur’umuzun Kara Doktoru sevgili Cemil Attar’ı anlatmaya yetmez… Ey yüceler yücesi Rabbim! Ben o’nu çok yönlü lekesiz kimlik ve kusursuz aile reisi kişiliğiyle, böyle biliyorum.Sürçü lisan ettimse affola diyor, aziz hatırası önünde üstün saygıyla eğilip, ruhuna Fatiha gönderiyorum.”

ESKİ HALK EĞİTİM İLÇE MÜDÜRÜ VE GAZETECİ YAZAR ALİ AYDEMİR ŞİİRİNDE “KARA DOKTOR.”ANISINA BİR ŞİİR

 

 

Cemil Bey adında bir Kara Doktor,

Yıllar önce görev yaptı Mucur’da,

Yaşlılar tanırdı, sevgisi çoktur,

Kara Doktor iz bıraktı Mucur’da.

 

Mucur O’nu, O Mucur’u sevmişti,

Alçak gönüllüydü, hizmet etmişti,

Çocuklarına O’nun vasiyeti,

Mezarı duruyor, şimdi Mucur’da.

 

Dert dinlerdi, fakirlerden, garipten,

Geri durmaz, insanları sevmekten,

Fedakârdı, hiç kaçmazdı emekten,

Kara Doktor, unutulmaz Mucur’da.

 

Köylüsü, kentlisi O’na koşardı,

Sevecendi, yaraları sarardı,

Gönülde yaşıyor, hatıra vardı,

Cemil Attar ün bıraktı Mucur’da.

 

Yeni nesil Doktor’umu bilemez,

Yıllar geçse anıları silinmez,

Mucur’u sevmişti, acısı gitmez,

Otacıydı, şifa sundu Mucur’da.

 

Kara Doktor, ruhunuza dualar,

Seni tanıyanlar, rahmetle anar,

Aydemir sizlere şiirler yazar,

Efsanesin, adın yaşar Mucur’da.

Ali AYDEMİR

 

 

Dr. Cemil Attar’ın Eşi ve Cocuklarıyla Mucur Yıllarından Bir Resim

 

 

 

 

 

 

 

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız!